Dünyanın en
şahane ,en güzel , harikulade bir şehri İSTANBUL.....
Bu İSTANBUL ki ne yürekler yakmış
, ne krallar devirmiş , nicelerini güldürmüş ,
nicelerine de
kendisini küstürmüş.
İSTANBUL
eşsiz bir kent ,
bakireliği bozulmamış bir genç kız...
Siz
İSTANBUL
u bilmezsiniz ancak o
sizi bilir...
Bir tek taşına
cihan değer diyen şair bunu boşuna söylememiş.
İSTANBUL
u artık hiç sevmiyorum
diyen de...
Değerli dostlar
...İSTANBUL ’ u koruma kollama
cemiyeti yok.
Hoş yaİSTANBUL’ lu da yok...
Çünkü İSTANBUL’U da İSTANBUL
’ luları da yok
etmekle meşgulüz.
Antony Quinn İstanbul'a gelmiş
Yıl 1979...
gazetecilerimiz soruyorlar:
"–İstanbul'u nasıl buldunuz?"
"–Türk mutfağını nasıl buldunuz?"
"–Şiş kebab, rakı beğendiniz mi?"
"–Dansöz, eğlence, Boğaz hoşunuza gitti mi?"
Ünlü aktör diyor ki:
"–Evet, İstanbul'u çok beğendim. Hatta hayran kaldım. Ancak, bu
İstanbul sizin sorduğunuz İstanbul değil... Benim gördüğüm İstanbul'un
değerini, ne şiş kebap, ne Boğaz, ne rakı, ne dansöz belirliyor...
İstanbul benim takdirimi, üç semâvî dinin mâbedini yanyana göstermesiyle
kazanmıştır. Dünyanın hiçbir yerinde bu derecesi görülemeyecek bir
müsamahanın temsilcisi olarak gördüğüm Istanbul'u sevdim. Hele de Dârü'l–Aceze...
Harika bir medeniyet örneği... Ülkenin bütün düşkünlerini, asla ayırım
yapmadan bağrına basan, Müslüman'ı Hristiyan'ı, Yahudi'si ile bakıp
besleyen Dârü'l–Aceze, müthiş bir insanlık örneği... Çünkü,
ayrım yapmadan bağrına bastığı üç dinin mensupları için, üç
ayrı mâbedi bünyesinde bulunduruyor. Beni önce hayrete, sonra da derin
bir hayranlığa düşüren bu güzellik, beni sorduğunuz şeylerin bütününden
fazla etkiledi. Benim İstanbul'da gördüğüm, asıl güzellik budur.
Ben
sizlere de, ülkenizin bu üstünlüğünü fark etmenizi, yabancılara
bunları göstermenizi tavsiye ederim."