|
Yazan:Abdulhak Hamit |
|
Yazan: Yahya Kemal Beyatlı
|
|
Yazan: Nazım Hikmet Ran
|
|
Yazan:Ümit Yaşar Oğuzcan
|
|
Yazan:Sultan II.Mahmut
|
|
Yazan: Cahit Sıtkı Tarancı |
|
Yazan:Özdemir Asaf Boğaz Gezintisi Ne günlermiş, ne günlermiş Yıldızlar, mehtap, çamlar altında Ne günlermiş, ne günlermiş Gelip geçmiş! Vapurlar değil, Boğaz'dan geçen; Boğaz'dan yalılar geçiyor, Toplamış buralardan eteklerini... Dairesine çekilen bir saraylı gibi Yalılar gelmiyen alemlerine gidiyor Bırakıp bu sessiz gecelerini. Deniz kenarında denizsiz kalmış yalılar. Ortaklığı ayrılmış kıt'aların Anadolu günden güne Rumeli'ye küsmüş... Bugün biz değiliz bakan yalılara; Yalılar boynu eğik bize bakıyor Biz değiliz sarkan hatıralara.. Göğüs gererek dalgalara Yalılar bir hayal için denize sarkıyor Yalılar bize bakıyor, denize bakıyor. Ne günlermiş, ne günlermiş Yıldızlar, mehtap, çamlar altında Ne günlermiş, ne günlermiş Gelip geçmiş!
|
|
Yazan:Ziya Osman Saba İstanbul Seni görüyorum yine İstanbul Gözlerimle kucaklar gibi uzaktan Minare minare, ev ev, Yol, meydan. Geliyor Boğaziçi'nden doğru Bir iskeleden kalkan vapurun sesi, Mavi sular üstünde yine Bembeyaz Kızkulesi. Bir yanda, serin sabahlarla beraber, Doğduğum kıyılar: Beşiktaşım. Baktıkça hep, semt semt, yer yer, Beş yaşım, onbeş yaşım, ah yirmi yaşım! Durmuş bir tepende okuduğum mektep, Askerlik ettiğim kışladır ötesi. Bir gün bir kızını benim eden Evlendirme dairesi. Benim de sayılmaz mı oralar? Elimi tutar gibi iki yanımdan, Babamın yattığı Küçüksu, Anamın toprağı Eyüpsultan. Önümde, açık kollarıyla boğaz, Çengelköy'den aktarma Rumelihisarı. İstanbul, İstanbul'um benim, Kadıköy'ü, Üsküdar'ı... Gün olur, Köprü ortasında durur Anarım, Adalar'da çamların uykusunu. Gün olur, Beyoğlu'nu özler içim, Koklamak isterim Tünel'in kokusunu. Bulut geçer üstünden, Gemi gelir yanaşır Bir eski türküdür, kulağıma fısıldar, "İçi dolu çamaşır." Göğünde tanıdım ayın ondördünü. Kırlarında bilirim baharı, Herşey içimde, herşey, İstanbul yadigarı. Bir daha görüyorum seni dünya gözüyle, Göğün hep üstümde, havan ciğerlerimdedir. Ey doğup yaşadığım yerde her taşını Öpüp başıma koymak istediğim şehir
|
|
Yazan: Orhan Veli İstanbul'u Dinliyorum İstanbul'u Dinliyorum İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Önce hafiften bir rüzgar esiyor; Yavaş yavaş sallanıyor Yapraklar ağaçlarda; Uzaklarda, çok uzaklarda Sucuların hiç durmayan çıngırakları; İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı; Kuşlar geçiyor derken Yükseklerden, sürü sürü, çığlık çığlık; Ağlar çekiliyor dalyanlarda; Bir kadının suya değiyor ayakları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Serin serin Kapalıçarşı, Cıvıl cıvıl Mahmutpaşa Güvercin dolu avlular, Çekiç sesleri geliyor doklardan Güzelim bahar rüzgarında ter kokuları; İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı Başında eski alemlerin sarhoşluğu, Loş kayıkhaneleriyle bir yalı Dinmiş lodosların uğultusu içinde. İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir yosma geçiyor kaldırımdan. Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Bir şey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı. İstanbul'u dinliyorum, gözlerim kapalı; Bir kuş çırpınıyor eteklerinde. Alnın sıcak mı, değil mi bilmiyorum; Dudakların ıslak mı değil mi, bilmiyorum Beyaz bir ay doğuyor fıstıkların arkasından Kalbinin vuruşundan anlıyorum; İstanbul'u dinliyorum. |
|
Yazan:Hasan Gezer İstanbul Gün ve gece bir başka tablo İstanbul'da;
|
| Yazan:
Nuh KENİŞ İSTANBUL ŞİİRİ Ben anlatmayayım be İstanbul seni Sen kendin anlat Galata Köprünü anlat İrili ufaklı canlı kanlı balık tutanları Karanlık köşelerinde büzülüp yatanları anlat Öte yakanı beri yakanı Yakasına kırmızı gül takanı Tarihin koynunda yatanı anlat Ben anlatmayayım be İstanbul seni Sen kendin anlat Eminönü'ndeki,Sirkeci'ndeki Mahmutpaşa'ndaki,Kapalı Çarşı'ndaki Mahşeri kalabalık ne yana gider,ne yana döner Kimi biner trenlere,nereye gider Kimi iner trenlerden dikilir kalır Niye kalır be İstanbul Sen anlat Boğaz hattına,Adalar'a giden vapurlar Kadıköy'e,Üsküdara giden vapurlar Kaç yolcu taşır Kaçı gençtir,kaçı ihtiyardır bunların Kaçı sevdalı,kaçı bahtı karalı Kaçı işli,kaçı işsiz,kaçı ayık,kaçı sarhoştur Kaçı umutlarını yitirmiştir bir yerlerde Kaçı umut yolculuğuna yeni çıkmaktadır Sen iyi bilirsin be İstanbul Sen anlat Ben anlatmayayım be İstanbul seni Sen kendin anlat Kaç babayiğidi un ufak ettin sokaklarında Kaç çocuğu ağlattın Kaç körpe kızı telef ettin Kaç delikanlıyı kirli meydanlarında Anasından doğduğuna pişman ettin Anlat be İstanbul Sen anlat Güvercinler doluşur cami avlularına Tabak tabak atılan yemlere üşüşür Bir hile sezdiler mi hemen kaçışır İnsanlar bağrışır İnsanlar çağrışır İnsanlar sarılmış birbirine ağlaşır da ağlaşır Niye ağlaşır be İstanbul Sen anlat Ben anlatmayayım be İstanbul seni Sen kendin anlat Taşın toprağın altın mıdır Yüreğin yufka mı,yoksa katı mıdır Nedir be İstanbul Sen anlat Niye sever seni insanlar Niye bağlanır kalır sana Niye ayrılamaz,niye ayrılmak istemez senden Ayrılsa da bir parçası sen de kalır Büyü mü edersin Ne edersin be İstanbul Sen anlat Ağacında ne öter Toprağında ne biter Fırınlarında pişen ekmekler kime yeter Yeter be İstanbul yeter Sen anlat Ben anlatmayayım be İstanbul seni Sen kendin anlat Anlat Hazır bir dinleyicin varken karşında Kaçırma Anlat |
|
E Y Ü P |
www.azizistanbul.com
yazışma ve iletişim